Michael Porter’ın “What is Strategy?” (Strateji Nedir?) makalesi, işletmelerin rekabet avantajı sağlaması için stratejinin nasıl oluşturması gerektiğinden bahseder. Porter, birçok şirketin operasyonel etkinliği stratejiyle karıştırdığını belirtir. Ona göre gerçek strateji, farklılaşmayı ve benzersiz bir konum oluşturmayı içerir.
- Rekabet Avantajı İçin Benzersiz Konum Şarttır
- Stratejik Seçimler ve Faaliyetler Uyumu Önemlidir
- Stratejik Tutarlılık Zorunludur
Porter, rekabet avantajı için yalnızca operasyonel mükemmeliyetin yeterli olmadığını, şirketlerin bilinçli stratejik tercihler yaparak benzersiz bir konum oluşturması gerektiğini vurgular. Burada benzersiz bir konum oluşturmayı hiç bir rakibin yapmadığı ya da yapamadığını yapmak olarak algılama sığlığına düşülmemelidir.
Global oyuncuların yön verdiği bir sektörde ”Amerikayı yeniden keşfetmek” pek akıllıca olmayabilir. Bir çok detayda farklılaşma sağlanabilir. Yemek aynı olabilir belki ama sunum fark yaratır.
Mavi Okyanus Stratejisinde W. Chan Kim ve Renée Mauborgne yeni pazarlara açılmak ve mevcut pazarı büyütmek için Dört Eylem Çerçevesi (Four Actions Framework) kuralına atıf yapar
- Ortadan Kaldır (Eliminate): Sektörde alışılmış ama müşteriler için fazla değer yaratmayan unsurlar nelerdir?(Özellikle büyük ölçekli geleneksel ERP’lerin buluta geçişte dikkate alması gerekli)
- Azalt (Reduce): Hangi faktörlerin seviyesini düşürerek maliyet avantajı sağlanabilir?
- Artır (Raise): Hangi unsurlar sektör standartlarının üzerine çıkarılmalıdır?( Örneğin: Mobilite, Modülerlik, Cloud-first)
- Yarat (Create): Daha önce sektörde olmayan hangi unsurlar eklenebilir?
Büyük balık, küçük hızlı balık ve suda bekleyenler!
ERP sektörü uzun süredir bir dönüşümün eşiğinde. Dijitalleşmenin hız kazanması, bulut teknolojilerinin yaygınlaşması, müşteri beklentilerinin değişmesi ve yeni nesil iş yapma biçimleri, ERP tedarikçilerini derin bir stratejik sorgulamaya itiyor.
Artık ortada kalmak mümkün değil. Yol ayrımı keskin ve karar geciktikçe maliyeti ağırlaşıyor.
ERP pazarı, yukarıda kısa özetini geçtiğimiz Michael Porter’ın rekabet stratejileriyle okunabilecek net bir ayrışmaya sahne oluyor. Bir yanda büyük ve entegre ERP devleri, ölçek ekonomisinden ve kurumsal disiplinlerden güç alarak varlıklarını sürdürüyor. Diğer yanda ise küçük, çevik ve modüler çözümler, özellikle KOBİ segmentinde esneklik ve maliyet avantajıyla öne çıkıyor.
Bu kutuplaşma, ERP üreticilerini zor bir karar ile karşı karşıya bırakıyor:
- Ya büyük oyuncularla rekabet edecek kadar yatırım yapacaklar,
- Ya da daha odaklı, dikeyleşmiş, modüler çözümler sunarak niş pazarlarda varlık gösterecekler.
Orta ölçekli ve yönsüz kalan çözümler içinse maalesef hayatta kalma şansı giderek azalıyor.
Mavi Okyanus Stratejisi: Yeni Alanlar, Yeni Değerler
”Mavi Okyanus Stratejisini” mutlaka duymuşsunuzdur. W. Chan Kim ve Renée Mauborgne’un ortaya attığı bu strateji ERP sektöründe hiç olmadığı kadar geçerli. Kırmızı okyanuslarda rekabet eden küçük ve yavaş ERP üreticileri, büyük markaların gölgesinde boğulurken; çevik ve yenilikçi firmalar mavi okyanusa geçerek yeni değer önerileriyle farklılaşıyor.
- Kullanıcı dostu ara yüzler,
- Hızlı devreye alma,
- Esnek lisanslama modelleri,
- Dikey sektörlere özel çözümler,
Modülerlik: Küçük Balıkların Silahı
Geleneksel ERP’ler modüler görünse de, modüller arasında sıkı bir bağlılık vardır ve genellikle tüm sistemin birlikte çalışması beklenir. Bu da esnekliği sınırlar. Oysa küçük, modern ERP sistemleri gerçek anlamda modülerdir. Bağımsız çalışabilir, ihtiyaca göre alınabilir ve hızlı entegre olabilir. Bu yapı, müşteriye uyum sağlama hızını artırırken, maliyeti de düşürür.
Küçük balıkları küçümsemeyin. Onlar, mavi okyanusa açılması gerektiğini çoktan fark etmiş ve en güncel bulut teknolojilerini kullanarak gerçek anlamda modüler ERP çözümleri sunan üreticilere dönüşmüş durumdalar.
Bu küçük ama hızlı balıklardan, örneğin hizmet sektöründe sadece bir ön muhasebe paketiyle başlayabilir; ihtiyacınıza göre CRM, restoran yönetimi ya da üretim gibi modülleri sonradan ve oldukça uygun maliyetlerle, bulut üzerinden kolayca ekleyebilirsiniz.
İşte bu, günümüz ERP dünyasında güçlü ve akıllıca kurgulanmış bir rekabet stratejisidir.
Türk ERP Üreticileri Ne Yapmalı?
Türkiye’deki yerel ERP üreticileri, bu dönüşümde en kırılgan grubu oluşturuyor. Ne devler kadar sermayeye, ne de modüler küçük çözümler kadar esnekliğe sahipler. Peki ne yapmalılar?
- Dikeyleşerek belirli sektörlere odaklanmak,
- Kendi mikro servis mimarilerini geliştirerek modülerleşmek,
- Cloud-first stratejilerle hız kazanmak, (On Premise)yi opsiyonelleştirmek.
Ama bunun için stratejik netlik ve hız şart.
Beklemek Ölüm getirir!
Değişimi gören ve buna göre aksiyon alan ERP üreticileri, mavi okyanusa doğru çoktan açıldı. Binlerce müşteri on binlerce kullanıcı sayısına daha şimdiden ulaştılar. Gecikenler içinse artık zaman tükeniyor. Bir dönemin sona erdiğini göremeyenler köpek balıklarının sesini duymakta gecikiyor.
Benden Söylemesi!
Türkiye özelinde, küçük modüler ERP’lerle geleneksel büyük ölçekli ERP’ler arasında ciddi bir fiyat farkı oluşmaya başladığı açıkça görülüyor.
Orta ölçekli firmalar, global ERP sistemlerinin yatırım maliyetlerini karşılamakta zorlandıkları için çoğunlukla beklemede kalmayı tercih ediyor.
Küçük modüler ERP’ler ise esnek, hızlı devreye alınabilir ve uygun fiyatlı, ancak kabul etmek gerekir ki birçok açıdan yetenek olarak sınırlı kalabiliyor.
Sonuç olarak, Türk orta ölçekli KOBİ’ler, iki uç arasında sıkışmış durumda:
- Bir yanda erişemedikleri büyük sistemler,
- Diğer yanda ihtiyaçlarını tam karşılayamayan küçük çözümler.
Bu sıkışmışlık, sektörde yeni stratejik hamleler için bir fırsat alanı da yaratıyor olabilir.