Sanırım, hatta eminim; çoğumuz şu sıralar yılbaşında yapılan sayımların eksiklerinin, günlük operasyonel süreçlerde ERP tarafından yüzümüze çarpıldığı günlerden geçiyoruz. Stoklar, açık siparişler, yarım kalan üretimler, kapanmayan fişler bir anda görünür oluyor. Sistem bütün süsleri söküp atıp gerçeği gösteriyor.
Herhangi bir yılın 31 Aralık gecesini ERP go-live sabahına bağlayan gece olarak yaşamamış; açık siparişlerin, yarım kalan operasyonların, WIP’in, devreden stokların yeni sisteme hangi statüyle, hangi mantıkla taşınacağını hiç sahada yönetmemiş olanların süreç anlatması, dijital dönüşüm reçeteleri yazması bana hep aynı cümleyi düşündürüyor:
Çok ustasınız…
Ama göz tek!
Slaytta “data migration yapılır” yazmak kolaydır.
Gerçekte bunun adı cutover’dır, parallel run’dır, open transaction transferidir, reconciliation’dır. Böyle yazınca da çok havalı duruyor. 😄
Yanlış bir statüyle açılan tek bir iş emrinin, bütün MRP’yi, planlamayı ve üretimi nasıl kilitlediğini yaşamayan için bunlar sadece kavramdır.
Bir iş emrinin eski sistemde yarım kalıp 1 Ocak sabahı yeni ERP’de aynı tezgâhta kaldığı yerden devam etmek zorunda kalması, aynı gün MRP’nin yeniden koşturulması, tek bir tarih ya da miktar hatasının teslimatları nasıl kaydırdığı…
Bu stres kitapta yazmaz, sahada yaşanır.
Bir de slayta sığmayan işin insan tarafı var:
Eski ERP’yi çok iyi bildiği için proje yöneticisi yapılmış birinin yeni sistemde değersizleşme korkusu.
Ustabaşının, planlamacının, muhasebecinin “Bu yeni düzende ben ne olacağım?” kaygısı.
Konfor alanının bir gecede sorgulanır hâle gelmesi.
Bukowski’nin deği gibi;
“Afrika’ya ilaç gönderecektik; kutuların üzerinde ‘tok karnına’ yazıyordu.”
Hastanın tedaviyi kabul etme koşulları oluşmamış, kaygılar çıkar çatışmaları öğrenmenin bütün antenlerini kapamış. Sen elde ilaç tedavi derdindesin.
Çok iyisin…
Ama “Cehennemin yolu iyi niyet taşlarından örülüdür.”
Mesele teknolojinin gücü değil, bünye.
Süreç kültürü olmayan yapıya ERP,
veri disiplini olmayan kuruma yapay zekâ,
olgunlaşmamış organizasyona ileri planlama vermek…
Geçelim efendim, geçelim.
Çok ustasınız…
Ama göz tek!
“ERP ve dijital dönüşüm sadece süreç ve yazılım değildir; aynı zamanda kimliktir, kaygıdır, dirençtir.”
Evet ERP sadece bir yazılım değil, stratejidir.
ERP sadece bir yazılım bir strateji değil, bir kimlik bir kültürdür.
Evet ERP sadece bir yazlım, strateji, bir kimlik, bir kültür değil tüm süreçlere sürtünen insana dokunan sana bana dert olan kerameti kendinden menkul uhrevi bir şeydir.
Aynı kalıptan çıkmış birbirinin ezberi, anlamından çoktan kopmuş bağlamından hak getire bu klişe sözler bıktırmadı desem yalan olur.
Bu yüzden Aşık Veysel ile Yaşar Kemal’in hikâyesi geliyor aklıma.
İki büyük üstat.
Sait Faik onları kol kola yürürken görür ve der ki:
“Az önce iki büyük usta gördüm, tek gözle yürüyorlardı.”
Usta çok da
Göz tek!